Kadıkalesi Kazı Alanı’nda ortaya çıkarılan Bizans dönemine ait kilise kalıntıları, çevresel etkiler ve zamanın aşındırıcı koşulları nedeniyle korunma ihtiyacı doğurmuştur.
Kuşadası’nda yer alan bu arkeolojik alan için geliştirdiğimiz koruyucu üst örtü projesini, İzmir mimarlık ofisi olarak ele aldık. Mevcut dokunun sürekliliğini gözeten, hafif ve geri dönüşebilir bir yapı yaklaşımı benimseyerek, arkeolojik alanın korunmasına yönelik çağdaş bir müdahale kurguladık.
Proje, yalnızca fiziksel bir koruma elemanı üretmekten öte, arkeolojik alanın okunabilirliğini artıran ve ziyaretçi deneyimini güçlendiren bir müdahale olarak kurgulanmıştır.
Kazı alanının hassas yapısı dikkate alınarak, zemine minimum temas eden ve mevcut kalıntılara zarar vermeyen bir sistem tercih edilmiştir. Bu yaklaşım, yapının araziye yerleşen bir kütle olmaktan ziyade, alan üzerinde “askıda duran” bir üst örtü olarak algılanmasını sağlar.
Üst örtü, çelik konstrüksiyon ve membran örtü sistemi ile oluşturulmuştur.
Geniş açıklıkları geçebilen çelik taşıyıcı sistem sayesinde kazı alanı içerisinde ek taşıyıcı ihtiyacı minimuma indirilmiş; böylece arkeolojik kalıntıların bütünlüğü korunmuştur. Membran yüzey ise gün ışığını filtreleyerek kontrollü bir aydınlatma sağlarken, yağmur ve rüzgâr gibi dış etkenlere karşı koruma oluşturur.Koruyucu üst örtü, yalnızca teknik bir çözüm değil, aynı zamanda mekânsal bir deneyim aracıdır.
Membran yüzeyden süzülen doğal ışık, gün boyunca değişen gölge ve ışık etkileri oluşturarak arkeolojik kalıntıların farklı şekillerde algılanmasına olanak tanır. Bu durum, ziyaretçinin mekânı sabit bir obje olarak değil, zamanla birlikte dönüşen bir deneyim olarak hissetmesini sağlar.
Çelik ve membran sistem, projenin temelini oluşturan hafiflik ve geçicilik kavramlarını destekler.
Bu yaklaşım, arkeolojik alanın kalıcı ve ağır müdahaleler yerine, gerektiğinde sökülebilir ve iz bırakmadan geri çekilebilir bir yapı sistemi ile korunmasını mümkün kılar.Tasarlanan üst örtü, arkeolojik kalıntıları fiziksel olarak korurken aynı zamanda onların algılanabilirliğini artırır.
Strüktürün ritmik ve geçirgen yapısı, kalıntıların önüne geçmeden onları çerçeveleyen bir arayüz oluşturur.